Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Gök Gürültülü
ALTIN 188,9310
DOLAR 4,8216
EURO 5,6141
BITCOIN $7.451
denem
denem

Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi sona erdi

19.04.2018
A+
A-
Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi sona erdi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi’nin kapanış oturumuna katıldı.

 

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ”Temel insan haklarından, inançlarına, düşüncelerine, mezheplerine bakılmadan insan olarak herkesin yararlanması, istifade etmesi önemlidir” dedi. Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi.

Sonuç bildirgesinin okunmasından önce konuşan Erbaş, Müslümanların, yaşadıkları kentlerde, ülkelerde her zaman farklı inançtan, farklı ırktan, farklı mezhep ve düşünceden insanlarla bir arada huzur içinde yaşamayı başardığını ve medeniyetlerin oluşmasına çok büyük katkı sağladığını anlattı.

Müslümanların, 1400 yıllık süreç içinde hakim olduğu beldelerde farklı inanç, ırk ve mezhepten olan insanlardan hiçbir şikayet duymadığını anlatan Erbaş, şöyle konuştu:

”Emevilerden Abbasilere, Endülüs, Selçuklular, aynı zamanda Osmanlı hakim olduğu Afrika ülkelerinde, Hindistan’dan Pakistan’a ne zaman Müslümanlar hakim olmuşsa herkes huzur içerisinde olmuştur. Çünkü bizim inancımızda insanlar, ya yaratılışta, hilkatte eş olarak görülmüş ya da dinde kardeş olarak görülmüş. ‘Öteki’nin inancına her zaman saygı gösterilmiş. Tebliğ yapılmış ama tebliğ farklı inançta insanlar bu tebliği kabul etmişlerse başımızın üzerinde yerleri olmuştur ama etmemişseler de ‘La ikrahe fid’din’ hükmünce kendi inancını rahat bir şekilde yaşamanın tecrübesini en iyi şekilde göstermişlerdir. Çeşitli ülkelerde azınlık durumunda olan Müslümanlar maalesef aynı muameleyle karşılaşmamışlar. Her zaman farklı davranılmış, her zaman asimile ve izole edilmeye çalışılmış. Entegrasyon düşünceleriyle, modelleriyle başlanılmış ama netice itibariyle asimilasyon gerçekleştirilmeye çalışılmış. İşte bizim itirazımız bunlaradır.”

Erbaş tarafından okunan zirvenin sonuç bildirgesinde din, dil, ırk, renk, cinsiyet ve coğrafya ayrımı yapılmaksızın kendilerini koruma, kültürlerini, inançlarını, dillerini muhafaza etme, sosyal ve geleneksel yapılarını geliştirme, genç nesillerini bu bilinçle eğitip yetiştirmenin bütün azınlıkların en tabii hakkı olduğu, etnik ve dini azınlıkların, eğitim, sağlık, çalışma gibi alanlarda devletçe sağlanan her türlü sosyal hak ve imkanlardan adalet ve eşitlik temelinde yararlanma hakları olduğu vurgulandı.

İslamofobi ile mücadele ve mülteci sorunlarına da değinilen sonuç bildirisinde, şu ifadeler yer aldı:

”Sömürge ve istila politikalarından ve sonrasında ortaya çıkan küresel ölçekli sorunlardan en fazla İslam coğrafyasının etkilendiği açıktır. Arakan, Filistin, Irak, Suriye, Afganistan, Somali, Libya, Yemen gibi ülkelerde süregelen terör ve savaş, milyonlarca Müslüman’ın hayatına kastetmiş, yurtlarını terk etmelerine, açlık ve sefaletin pençesine düşmelerine sebep olmuştur. Bu acı ve utanç verici tablonun en büyük mağdurları ne yazık ki masum çocuklar, kadınlar ve yaşlılardır. Yeryüzünü yaşanmaz kılan her türlü işgal, saldırı, terör ve savaşı sona erdirmek, insanlık onuru ve haysiyeti adına bütün kişi, kurum, kuruluş, toplum, devlet ve uluslararası örgütler için acil bir görev ve sorumluluktur.

Başta Batı’da olmak üzere dünyanın muhtelif yerlerindeki göçmen ve mülteci topluluklarına, etnik ve dini azınlıklara yönelik ötekileştirici, nefret uyandırıcı, ayrıştırıcı söylemlerin yanında, bütün bu toplulukların evlerini, ibadet mekanlarını ve iş yerlerini hedef alan ırkçı saldırı ve tecavüzlerde de ciddi bir artış gözlenmektedir. Söz konusu suçların faillerinin bulunarak adaletin uygulanmasında gösterilen ihmal ırkçı tecavüzleri ve suç potansiyeli taşıyanları cesaretlendirdiği gibi hukuka güveni zedelemekte ve söz konusu ülkelerde ayrımcı ve çifte standarda dair politikaların varlığı algısını güçlendirmektedir. Bu ikiyüzlü, çelişkili ve gayri hukuki tavrın toplumların barış ve huzurunda tamir edilemez yaralar açması kaçınılmazdır.’

denem
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.