Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Az Bulutlu
ALTIN 175,2677
DOLAR 4,0795
EURO 5,0103
BITCOIN $8.922

Tarihçi Bahadıroğlu: Kanuni kendine Hz. Ömer’i örnek aldı

04.04.2018
A+
A-
Tarihçi Bahadıroğlu: Kanuni kendine Hz. Ömer’i örnek aldı

Tarihçi-yazar Yavuz Bahadıroğlu, Kitabın Ortası dergisine Osmanlı Devleti’ndeki toplumsal yaşam ve Kanuni Sultan Süleyman devrine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bahadıroğlu, “Kanuni Sultan Süleyman kendine Hz. Ömer’i rol model olarak almıştır. Her manada adildir, bizler bu yüzden ona Kanuni diyoruz” diye konuştu.

Tarihçi-yazar Yavuz Bahadıroğlu ile Osmanlı Devleti’ndeki toplumsal yaşamı ve Kanuni Sultan Süleyman devrini konuştuk. Osmanlı’nın insanî tarafının çok fazla bilinmediğine dikkat çeken Bahadıroğlu, Osmanlı Devleti’nin bir medeniyet inşa ettiğini dile getirdi. Aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’ın önemli bir şair olduğunu da sözlerine ekledi.

ÖNEMLİ BİR ŞAİRDİ

Kanuni Sultan Süleyman’ın bilinmeyen yönleri başlığında neler söylemek istersiniz?

Kanuni Sultan Süleyman’ın şairliği çok fazla araştırılmıyor. Ben bu konu üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum. Kanuni önemli bir şairdir; aruzu çok iyi kullanan, şiir ile dinlenen ve şiir ile yaşayan bir insandır. Aynı zamanda şairlere de çok önem verirdi, onları ödüllendirirdi. Osmanlı’da eli kalem tutan her sultan şiir yazmıştır. Bunların en önemlileri Fatih Sultan Mehmed ile Kanuni Sultan Süleyman’dır. Kanuni Sultan Süleyman, el sanatlarına ve resme de değer verirdi. Hayatı güzellik olarak da algılamıştır. Bizler Osmanlı’nın insanî tarafını çok fazla bilmiyoruz. Hep savaş yö- nünü biliyoruz. Oysaki Osmanlı Devleti bir medeniyet inşa etmiştir. Kanuni’yi sadece savaşçı bir padişah olarak ele alacak olursanız; 26 yaşında tahta geçti, bütün ömrü at sırtında geçti. 3 milyon kilometrelik toprak fethetti. Geride büyük eserler bıraktı. Mesela Venedik İmparatorluğu’nun Kanuni hakkında hazırlattığı rapor sayısı 80 bindir.

BUGÜN KIZILELMA’YI TELAFFUZ EDİYORSAK

Osmanlı padişahlarının yetişme tarzında şükür vardır. Ders kitaplarında Osmanlı ‘vurdu, aldı, kesti’ gibi anlatılmaktadır. Osmanlı hedefi olan bir devletti. Bizler bugün Kızıl Elma’yı telaffuz edebiliyorsak, bunu da Osmanlı’ya borçluyuz. Osmanlı Devleti iki büyük hedef üzerine inşa edilmiştir. Birincisi dinidir; Allah’ın indirdiklerini ilan etme ve yayma anlayışına sahiplerdi. İkincisi ise ‘Kızıl Elma’ olarak isimlendirilen o idealdir. Gitmeleri gereken her yer ‘Kızıl Elma’ olarak özetlenmiştir. Dolayısıyla bugün Afrin’e giren Mehmetçik tankın üzerinde Kızıl Elma’yı hatırlıyor ve söylüyorsa Osmanlı ile gönül bağlarımız hala kopmamıştır. Hala o idealizmimiz var. Namık Kemal’in; “Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır” dizesi bu demektir. Osmanlı ve Selçuklu saldırgan bir devlet değildir, yaptıkları bütün seferlerin bir sebebi vardır. Bizim Cumhuriyet döneminde tarih yazıcılarımız, Cumhuriyeti öne çıkarmak için Osmanlı’nın kötülenmesi gerektiği gibi yanlış bir düşünceye sahiplerdi. Bu yanlış düşünceler bize aşağılık duygusu olarak geri dönüyor. Mesela Kanuni’nin tıp tarafı da var. Osmanlı’da tıp üzerine çok kitap yazılmıştır. Rivayete göre; Kanuni 6 saat boyunca yerinden hiç kalkmadan tarih kitabı okumuştur. Kendinden önceki kavimlere ve başka yerde yaşayan kavimlerin nereden geldiği ile çok ilgiydi.

KENDİSİNE HZ. ÖMER’İ ROL MODEL ALMIŞTIR

Kanuni Sultan Süleyman’ın hocaları ile iletişimine de değinmek istiyorum. Neler söyleyebiliriz?

Osmanlı sultanlarında kadın ve erkeklerin rol modelleri vardır. Rol model ve söylemek istediğim örnek aldıkları insanlardır. Hürrem Sultan kendisine Hz. Havva’yı rol model almıştır. Hz. Havva iradenin sembolüdür. Her şart altında diri durabilmeyi başarmıştır. Kanuni Sultan Süleyman ise kendisine Hz. Ömer’i rol model olarak almıştır. Her manada adil, bizler bu yüzden ona Kanuni diyoruz. Kendi koyduğu kanunlarına kendisi de uymuştur.

BİZLER DOĞU’NUN VARİSİYİZ

Peki, Kanuni Sultan Süleyman döneminde en çok hangi alanda kanunlar çıkarıldı?

Kanuni Sultan Süleyman daha çok toplum-devlet ilişkilerini tanzim eden kanunlar çıkarmıştır. Osmanlı’nın marifeti, nerede bir sorun varsa anında onu gidermek üzerine kuruludur. Kanuni döneminde sağlam ve işleyen bir hukuk sistemi var. Hangi geminin nereye ne kadar yanaşacağına, İstanbul Tophane’ye gelen hangi geminin hangi yükü ne kadar boşaltacağına kadar ince ellenip sık dokunan bir Liman Kânûnnâmesi vardı. Kanuni döneminde Avrupa ile ticaretimiz genişliyor, Avrupa’dan ne kadar toprak alırsanız onlarla o kadar iletişim kurmuş olursunuz. Osmanlı, insanlara Allah’ın emaneti olarak bakmaktaydı. Osmanlı insana, insan gibi bakıyordu. Mesela Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethettiğinde “İnançlarınızda, ibadetlerinizde, kılık ve kıyafetlerinizde, seyahatinizde ve ticaretinizde özgürsünüz.” diye ferman yayımladı. Avrupa’nın Cenevre Sözleşmesi’nde akıl ettiği insan hak ve özgürlüklerini, Osmanlı İstanbul’un fethinde ilan ediyor. Bunların bizim için anlamı olması lazım. Bizler Batıya giderken kendi tarihimize yabancı olduğumuz için aşağılık duygusu içinde kalıyoruz. Oysa biz Batının varisi değiliz, bizler doğunun varisiyiz. Batı’nın bile ‘Muhteşem’ unvanını taktığı bir padişahtan bahsediyoruz… İspanyollar da ‘Büyük Adam’ diyor, Batı’nın verebildiği en büyük unvan budur. Muhteşem, çünkü ihtişama düşkündürler, bizimkiler ise mütevazıdır. Kanuna uyup uymadığına bakarlar. Kanuna uyduğu için de ‘Kanuni’ derler. O bakımdan doğuda ve batıda sevilen bir padişahtır. Harem üzerinde çok fazla çalışma yoktur. Olan çalış- malar da Batıdan alınmıştır. Osmanlı’da harem hayatı anlatıldığı gibi değildir, kafes arkasında tıkılmış bir kadın yoktur.

Peki, Osmanlı’da kadın nasıldı?

Osmanlı’da kadının güzelliği; sadakatinden, kariyeri aileyi bir arada tutmasından, şanı ve şerefi de erkeğine destek olmasından gelirdi. Erkek eve ekmek getirecek, kadın da aileyi bir arada tutacak. Şimdinin tanımlamasında modaya uyduğu ölçüde güzel, kariyer yaptığı ölçüde başarılı… Batılı kaynaklar Osmanlı kadınlarını zarif olarak yazar, bizim kaynaklarımızda ise kadın ve aileden pek fazla söz edilmez.

OSMANLI’DA İNSAN, İNSAN OLDUĞU İÇİN DEĞERLİDİR

Osmanlı hakkında bizim yanlış bildiğimiz başka neler var?

Bizler Osmanlı hakkında her şeyi yanlış biliyoruz. Saldırgan bir devlet değildi… Mensupları birbirine karşı tebessüm eden, kim olursa olsun gözlerinin içine bakıp selam veren insanlardan söz ediyoruz. Fransız bir gezgin 1830’lu yıllarda Osmanlı’daki yaşam hakkında insanî bir tarafın olduğunu belirtir. Osmanlı’da bir adam sokaktaki bir çınar ağacını suluyor, teneke teneke su döküyor, ben de yanına gittim, ağaç senin mi diye sordum diyor; çünkü Batıda mülkiyet hakkı esastır, çıkarlarına bakarlar. Osmanlı’da ise ne sevap kazanırım düşüncesi vardır. Kitabında Müslümanlar beni çok hayrete düşürdü, diye not düşüyor. Pera’da yürürken bir hamal bana ‘Selamün Aleyküm’ dedi. Benim de ağzımdan “Ben Müslüman değilim” çıktı diyor. Osmanlı da diyor ki; ‘Ben senin dinine selam vermedim ki insanlığına selam vermiştim. Eğer ben insan da değilim diyorsan ben selamımı geri alayım’. Osmanlı’da insan, insan olduğu için değerlidir.

Leyla Başaran/ KO Dergisi

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.