Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Çok Bulutlu
ALTIN 187,3770
DOLAR 4,6026
EURO 5,3636
BITCOIN $6.163
denem

Japonların hattaki başarısının sırrı Honda

09.05.2018
A+
A-
Japonların hattaki başarısının sırrı Honda

Hüs-i hat sanatının Japonya’daki önemli temsilcilerinden biri olan Fuad Kuşi Honda, bu sanata unutulmaz eserler bırakan bir sanatçı. Kendisi gibi başarılı sanatçıların gelişmesini de sağlayan Honda, Japonların hat sanatındaki başarısının sırrı.

Hüsn-i hat, estetik değeri olan İslami yazılara verilen bir isim. Genellikle Müslümanların ilgilendiği bir yazı türü olan bu sanat dalıyla Japonların da arası bir hayli iyi. Fuad Kuşi Honda’da Japon hattatlardan biri. Ama öyle hüsn-i hattı bir hobi olarak görenlerden değil. Hayatını buna adamış ve bu alanda otorite olmuş isimlerden. Kendisi tüm dünyada en iyi hattatlar arasında gösteriliyor. Eserlerinden bazıları Londra’daki British Museum’un kalıcı eserler koleksiyonunda yer alıyor.  2006’da İstanbul’da düzenlenen uluslararası hüsn-i hat yarışmasında kazanan isimlerden dördü de Honda’nın talebeleriydi.

Dünya Bizim’den Dilara Yabul, “Fuad Kuşi Honda Örneğinden Hareketle Japonlar Hat Sanatında Neden Başarılı?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıda Honda’nın hayatını ve kariyerini ele alan Yabul’un yazısının devamı şöyle:

1946 doğumlu olan Honda, 1969 yılında Tokyo Üniversitesi Yabancı Diller Arapça bölümünden mezun olur ama mezun olduktan sonra bir daha Arapça herhangi bir kitabın kapağını açmamaya ant içer. Sadece gramer kurallarını öğreten hocalarından da Arapça’dan da nefret eder hâle gelmiştir. Ancak pek çok Orta Doğu ülkesiyle iş yapan bir firmada çalışmaya başlayınca, Japonya’da tahmin edilebileceği üzere pek fazla Arapça bilen kişi olmadığından şirketi tarafından Arap ülkelerinde tercüman olarak görev yapması için vazifelendirilir. Arapçayı yerelde kullanınca bu dili sevmeye başlar. Her gün dışarı çıkıp bölgedeki insanlarla konuşarak tıpkı bir çocuk gibi gördüğü şeylerin isimlerini sorar: “Lütfen söyler misiniz, bunun ismi nedir?”

“Benim asıl öğretmenlerim Tokyo Üniversitesi’ndeki profesörler değil; şoförler, imamlar, yani sıradan vatandaşlardı.” diyor Fuad Kouiçi Honda. Ona Arapça’yı asıl sevdiren ve Arap harflerinin kendisinde bir tutku olmasını sağlayan, yerel halkla kurduğu işte bu iletişimdir.

“Bana bir meşk kitabı ile kamış hediye etti”

Daha sonraları Suudi Arabistan Petrol Bakanlığı’na bağlı bir harita çizim projesinde görev alır. Bölgenin havadan fotoğrafını çekip sonrasında da nehir yataklarının, vadilerin, ufak tepelerin isimlerini kaydetmek için saha çalışması yaparlar. Elde ettikleri bilgileri Petrol Bakanlığı’na ilettiklerinde haritaların üzerine bölgedeki yerlerin Arapça isimleri bir hattat tarafından yazılır ve ilk kez orada Fuad Honda Arap harflerinin ahenginden etkilenir. “O hattattan bana bu sanat hakkında daha fazla şey öğretmesini istedim. Bana bir meşk kitabı ile kamış hediye etti. Böylece yazı meşk etmeye başladım, hatalarımı düzeltmesi için yazılarımı devamlı gösteriyordum. Hat üzerinde çalıştıkça giderek bana daha da ilgi çekici gelmeye başladı. En sonunda hat sanatına kendimi tamamen verdim.”

Çölde kum tanelerinin hareketinden hat sanatına

Ve kader onu Suudi çöllerine sürükler. İş nedeniyle neredeyse üç yılını çölde Bedeviler ile geçirir. İş arkadaşı olan Japonlar buradaki hayatı tahammül edilemez kadar zor bulurken, o, tüm kalbiyle yaşadığı her andan zevk alır. Doğanın tam kalbinde olmaktan duyduğu haz ile bölgenin yerlilerinin dahi gitmekten çekindiği yerlere gider sık sık.

Nihayetinde doğa da ona kalbini açar: Pusulasız olmasına rağmen doğru yönü ‘hissetmeye’ başlamıştır: “Çöle baktığımda kum tanelerinin sanki canlıymışçasına hareket etmesinin güzelliği karşısında büyülendim. Rüzgârın hareketinin oluşturduğu iz eşsizdi. Bunun hüsn-i hatta ve Arap harflerine çok benzediğini düşündüm. O yüzden Japonya’ya geri döndüğümde dahi bu anı hafızamdan hiç silinmedi; özellikle de çölün harikulade manzarası gözlerimin önünden gitmiyordu. Hüsn-i hat ve kum tanelerinin güzelliği benim nazarımda kendiliğinden yekahenk oldu.”

Kalemini bambudan kendisi yonttu

Japonya’ya döndükten yaklaşık dört sene sonra İslam ile müşerref olan Honda, Müslüman ismi olarak kendine Fuad ismini seçer. Çok iyi derecede Arapça bildiğinden burada Arapça öğretmeye başlar. “Kur’ân-ı Kerîm’i Arapça olarak okumak bana hattın temel motif olduğu sanat eserleri yaratma ilhamı verdi.” diyen Honda, Suudi Arabistan’dan aldığı meşk kitaplarından yararlanarak hat sanatını ilerletmeye azmeder.

Kendi kendine kitaplardan öğrenmeye çalışmasının sebebi Japonya’da ona hat sanatını öğretebilecek hiç hattat bulunmamasıdır. Hatta Japonya’da kamış da olmadığından bambudan kendi kalemini kendisi yontar. Zamanla Honda’nın hattaki yeteneği bilinir hâle gelir ve 1988 yılında Irak’ta gerçekleşen bir hat sergisine Bağdat hükümeti tarafından çağrılır. Tüm dünyadan yüzlerce yetenekli hattatın katıldığı etkinliğe iştirak eden Honda, büyük hattat Hasan Çelebi ile burada tanışır ve ondan internet üzerinden ders görmeye başlar. Nihayet 2000 yılında da kendisinden icazet alır.

Japonlar hat sanatında neden başarılı?

Honda’ya göre Japon olması ona hat sanatındaki geleneksel kalıpların sınırlarını gevşeterek modern bir yoruma kapı aralamanın yolunu açmış. Örneğin, birçok hattatın aksine farklı renkleri bir arada kullanmayı değil, aynı rengin farklı tonlarını yan yana kullanmayı tercih ediyor Fuad Honda: “Benim için mavinin yirmi tonu var. Kullandığım renkler bir Japon olarak benim hassasiyetimi yansıtıyor.” Ayrıca Suudi Arabistan’ı ilk ziyaretinden bu yana 30 yıl geçmesine rağmen çöl hayatı hâlâ onun sanatını besleyen öğelerden biri.

IRCICA tarafından her üç senede bir İstanbul’da düzenlenen yarışmada 2006 yılında dört Japon ödül kazandı ve bunlardan üçü Honda’nın öğrencisiydi. Japonya Hüsn-i Hat Vakfı’nın Genel Sekreteri Koiçi Yamaoka’ya göre bu sayı ile birlikte rekor kırılmış oluyor: “İnsanlar Japonya’da neler döndüğünü merak etmiş olmalılar” diyor Yamaoka. Oysa Honda’ya göre Japonların hatta başarılı olması çok şaşırılacak bir şey değil çünkü zaten shodo (Japon hat sanatı) Japonların aşina olduğu bir şey. O yüzden Müslüman olmasalar, yazılan yazıların hiçbirini anlamasalar dahi yazıların estetiğinden zevk alabiliyorlar.

Fuad Honda, İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nin (IRCICA) desteğiyle 2007 yılında Yıldız Sarayı Çit Kasrı’nda bir hat sergisi açtı. Halihazırda Japonya Hüsn-i Hat Vakfı’nın da yöneticiliğini yürütmekte, bir yandan da Daito Bunko Üniversitesi’nde Arapça üzerine dersler vermektedir.

denem
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.